“Ben nasıl olur da önce kendimi düşünürüm?” diye geçirebilirsiniz içinizden. Ama burada anlatılan şey “önce can, sonra canan” bencilliği değildir.
Önce Kendi Maskenizi Takın!!!
Çoğunuz uçak yolculuğu yapmışsınızdır ya da bir gün yapacaksınızdır.
Uçak kalkmadan hemen önce kabin görevlileri güvenlik tedbirlerini anlatır. Hem sözlü olarak bilgilendirir hem de ne yapmamız gerektiğini uygulamalı olarak gösterirler.
O anlatılanlar arasında hepimizin dikkatini çeken bir cümle vardır:
“Acil bir durumda, başınızın üzerinde açılacak olan oksijen maskesini önce kendinize, sonra çocuğunuza takın.”
İlk duyduğunuzda insana biraz ters geliyor, değil mi?
Hele konu çocuğunuzsa…
“Ben nasıl olur da önce kendimi düşünürüm?” diye geçirebilirsiniz içinizden.
Ama burada anlatılan şey “önce can, sonra canan” bencilliği değildir.
Tam tersine…
Anne ve baba önce kendi güvenliğini, kendi nefesini, kendi dengesini sağlayacak ki çocuğunun güvenliğini gerçekten ve tam anlamıyla sağlayabilsin.
Şimdi bu sahneyi uçaktan çıkarıp hayatın içine taşıyalım.
Bir düşünün…
Sabah çocuğunuzun ihtiyaçlarıyla başlayan bir gün.
Kahvaltısı, hazırlanması, okulu, terapisi, doktoru, ödevleri, ilaçları, yemekleri…
Gün boyunca onun peşinden koşuyorsunuz.
Kendi çayınızı soğuk içiyorsunuz.
Yemeğinizi ayakta atıştırıyorsunuz.
“Birazdan uyurum.” diyerek uykunuzu erteliyorsunuz.
Kendinize ayıracağınız zamanı sürekli başka bir güne bırakıyorsunuz.
Derken akşam oluyor.
Çocuk uyuyor…
Ama siz hâlâ bitmiş durumdasınız.
Ve bu bir gün, iki gün, bir hafta değilse; aylar ve yıllar boyunca böyle devam ediyorsa, bir noktada bedeniniz ve ruhunuz size “Ben artık yoruldum.” demeye başlayabiliyor.
Çünkü anne de baba da sonuçta insan.
Et ve kemikten oluşuyor.
Yoruluyor.
Acıkıyor.
Uyumaya ihtiyaç duyuyor.
Sessiz kalmaya, dinlenmeye, nefes almaya ihtiyaç duyuyor.
Bazen hiçbir şey yapmadan oturmaya bile ihtiyacı var.
Çocuğunun bütün ihtiyaçlarını karşılamak için kendi ihtiyaçlarını sürekli erteleyen bir ebeveynin, belli bir zaman sonra tükenmişlik ve yılgınlıkla karşı karşıya kalması son derece mümkün.
Üstelik engelli bir çocuğunuz varsa, hayatın bazı alanlarında karşılaştığınız zorlukların ve sorumlulukların çok daha fazla olabileceğini hepimiz biliyoruz.
Bu nedenle sizin için “kendime zaman ayırmak” bir lüks değil, ihtiyaçtır.
Sağlıklı beslenmek…
Kaliteli uyumak…
Gün içinde kısa da olsa nefes alacağınız anlar yaratmak…
Kendinize ait bir zamanınızın olması…
Bedeninizi dinlendirmek…
Zihninizi biraz olsun susturmak…
Bunların hiçbiri çocuğunuzu boşlamak anlamına gelmez.
Tam tersine…
Bunlar, çocuğunuzun yanında daha uzun süre, daha sağlıklı, daha sabırlı ve daha etkin bir ebeveyn olarak kalabilmenizin taşıyıcı kolonlarıdır.
Bazen kendinize zaman ayırırken içinizden bir ses çıkabilir:
“Acaba çocuğumu ihmal mi ediyorum?”
“Yeterince ilgileniyor muyum?”
“Ben dinlenirken onunla ilgilenmiyor olmak yanlış mı?”
İşte tam o noktada biraz durun.
Romantik ebeveynlik duygusunu bir kenara bırakıp hayatın gerçeğine bakın:
Sizin de uyumaya, dengeli ve sağlıklı beslenmeye, dinlenmeye ve kendinize zaman ayırmaya ihtiyacınız var.
Ve bunların tamamını aslında yine çocuğunuz için yaptığınızı hatırlayın.
Çünkü oksijen maskesini önce kendinize takmanız, çocuğunuzu daha az sevdiğiniz anlamına gelmez.
Tam tersine…
Onun yanında kalabilmek için nefesinizi koruduğunuz anlamına gelir.
Uçakta acil bir durumda önce kendi maskemizi takıyoruz.
Çünkü nefes alamayan birinin başkasına yardım etmesi mümkün değil.
Hayatta da durum çok farklı değil.
Kendinizi tamamen tüketirseniz, çocuğunuza vermek istediğiniz sevginin, sabrın, ilginin ve emeğin taşıyıcısı olan siz de yavaş yavaş tükenirsiniz.
O yüzden bugün kendinize küçük de olsa bir alan açın.
Bir kahve için.
Biraz uyuyun.
Kısa bir yürüyüş yapın.
Sessizce oturun.
Bir arkadaşınızla konuşun.
Bazen hiçbir şey yapmayın.
Ve bunu yaparken kendinizi suçlamayın.
Çünkü kendinize iyi bakmak, çocuğunuzdan vazgeçmek değildir.
Bazen çocuğunuz için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biri, önce kendi oksijen maskenizi takmaktır.
Sonra…
Onunki için eğilirsiniz.
Ve ikiniz de daha rahat nefes alırsınız.