Aşırı korumak gerçekten korumak mı? Bazen iyi niyetle kurduğumuz cümleler, bir çocuğun hayatındaki en görünmez engele dönüşebilir.
Viktor Frankl’dan engelli bireylerin yaşam mücadelesine uzanan bir yolculuk: Zorluklar karşısında bizi ayakta tutan en güçlü şey, anlamdır.
Engelli birey için yalnızlık, yalnız kalmaktan fazlasıdır. Bulaşıktan kedi tüyüne, faturadan krizlere uzanan hayat, direnmenin yollarını öğretir.
Kendini kabul etmek, herkesin onayını beklemekten vazgeçip kusurlarınla, doğrularınla ve gerçekliğinle barışmaktır.
İnsan ilişkilerinde haklı çıkma telaşının, dinlemeyi ve anlamayı nasıl unutturduğunu; kaybetmeden önce durup düşünmenin hikâyesi.
Çocuğa her istediğini vermek özgüven kazandırmaz. Gerçek özgüven, sınırları bilmek, sorumluluk almak ve başkalarının haklarına saygı duymaktır.
“Çocuğumla arkadaş gibiyim” kulağa hoş geliyor. Peki sınır koyacak, yol gösterecek, gerektiğinde “hayır” diyecek ebeveyn kim
Çocuğumuzu koruyor muyuz, yoksa bağımlı mı kılıyoruz?
Gençliğin iş, para ve hedefler arasında geçen telaşını sorgulayan bir yaz akşamı sohbeti: Peki ya hayatı yaşamak?
Bir anne kaybının ardından hayatın durmadığını anlatan, engelli bireyleri yaşama hazırlamanın önemini sorgulayan gerçek bir hikâye.
Engelli bireyleri korumak adına eleştiriden uzak tutmak, onları eşit görmek yerine görünmez bir fanusun içine hapsetmektir.
Bugün, sadece insan olman yeterli.
Bu bağlantı sizi https://www.engelsizmedya.org dışındaki bir siteye yönlendiriyor.