Aynaya Söylenen Yalanlar Ayna Yalanları
Sabah erken saatlerdi.
Spor salonunun soyunma odasında genç bir adam aynanın karşısına geçti. Omuzlarını dikleştirdi, derin bir nefes aldı ve gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladı.
"Ben güçlüyüm."
Bir an sustu.
"Ben başarılıyım."
Bir kez daha nefes aldı.
"Harika bir gün beni bekliyor."
Sonra montunu giydi ve dışarı çıktı.
Hayat ise onun hazırladığı senaryoyu bilmiyordu.
İlk telefon görüşmesinde patronundan beklemediği bir eleştiri aldı. Öğleye doğru planları bozuldu. Akşam eve dönerken sabah aynanın karşısında kurduğu cümlelerin hiçbirini hatırlamıyordu.
Çünkü hayat, aynanın karşısında söylenen sözlerle değil; insanın karakteriyle ilgilenir.
Son yıllarda kişisel gelişim adı altında dolaşan birçok söylem bana hep aynı soruyu düşündürüyor.
İnsan gerçekten kendine tekrar ettiği cümlelerle değişebilir mi?
Bir insan, aynanın karşısında defalarca "Ben başarılıyım." dediği için başarılı olur mu?
Ya da "Ben özgüvenliyim." demek, insanı gerçekten özgüvenli yapar mı?
Bana kalırsa burada gözden kaçan önemli bir nokta var.
Gerçekten güzel olduğuna inanan biri, bunu her sabah kendine hatırlatma ihtiyacı duymaz.
Gerçekten başarılı olan biri, başarısını sürekli kendi zihnine ispatlamaya çalışmaz.
Gerçek özgüven sessizdir.
Varlığını ilan etmek zorunda değildir.
Çünkü insan, gerçekten sahip olduğu şeyleri kanıtlama telaşı yaşamaz.
Pazara gidip elmaların önünde durduğunuzu düşünün.
Esnafın her müşteriye dönüp, "Bunlar elma." dediğini hiç duydunuz mu?
Duymazsınız.
Çünkü apaçık olan şeyin sürekli tekrar edilmesine gerek yoktur.
Belki de insanın en çok tekrar ettiği cümleler, en çok inanmak istediği ama henüz tam olarak inanamadığı cümlelerdir.
Bu yüzden motivasyon cümleleri çoğu zaman geçici bir rahatlama sağlar.
Kısa süreli bir coşku...
Geçici bir cesaret...
Birkaç dakikalık bir heyecan...
Fakat ilk gerçek zorlukta bütün bu cümleler dağılır.
Çünkü altyapıları yoktur.
Özgüven; olumlama cümlelerinden değil, defalarca başarısız olup yeniden ayağa kalkmaktan doğar.
Başarı; motive edici videolar izlemekten değil, kimsenin görmediği saatlerde verilen emekten doğar.
Karakter ise alkışla değil, mücadeleyle inşa edilir.
İnsan kendine yalan söyleyerek değil, kendisiyle yüzleşerek değişir.
Bu yüzden kişisel gelişimin en değerli tarafı, insana iyi hissettirmesi değil; eksik olduğu yerleri gösterebilmesidir.
Çünkü değişim, kendimizi olduğumuzdan farklı görmekle değil; olduğumuz kişiyi dürüstçe kabul etmekle başlar.
Aynanın karşısında söylenen cümleler, insanı birkaç dakika güçlü hissettirebilir.
Ama hayatın karşısında ayakta kalmayı sağlayan şey, o cümleler değil; o cümlelerin arkasını dolduracak emektir.
Ve insanı değiştiren hiçbir şey, emekten daha kısa bir yol sunmaz.