Engelliler olarak önce birbirimizi anlamalı, desteklemeli ve içten dayanışmayı güçlendirmeliyiz; gerçek değişim içeriden başlar.

YENGEÇ SEPETİ

Bana öyle geliyor ki bir yerde ciddi bir hata yapıyoruz. Engelliler olarak “engel”, “ayrımcılık” ve “hak mücadelesi” kavramlarını çoğunlukla engelli olmayan bireylere anlatmaya odaklanıyoruz. Sanıyoruz ki farkındalıklarını artırabilirsek, ön yargılar azalacak; kabuller değişecek ve sorunların büyük bir kısmı kendiliğinden çözülecek. Açık konuşmak gerekirse, ben de uzun süre böyle düşündüm.

Fakat zamanla şunu fark ettim: Bundan daha öncelikli ve daha derin bir sorunumuz var. O da engellinin, diğer engelliyi anlamakta ve anlamaya çalışmakta yaşadığı eksikliklerdir. Daha da vahimi; iletişimsizlik, empati yoksunluğu, ego çatışmaları ve hazımsızlıklar gibi içimizde büyüyen problemlerle yüzleşmekten kaçmamızdır.

Birbirini gerçekten dinlemeyen, dinler gibi yaparken aslında vereceği cevabı zihninde hazırlayan; adeta laf sokma yarışına giren bir camia ile hangi sorunu ne kadar çözebiliriz? Dayanışma olmadan, ortak akıl üretmeden, birbirimizin deneyimine değer vermeden nasıl güç olabiliriz?

Bu noktada bir dedenin torununa anlattığı ibretlik hikâye geliyor aklıma:

Dede der ki:

“Evladım, dünyada sepete konulan neredeyse tüm canlıların üzerine kapak örterler; kaçmasınlar diye. Ama yalnızca yengeçlerin bulunduğu sepetin üzerinde kapak olmaz.”

Torun merakla sorar:

“Neden dede?”

Dede cevap verir:

“Çünkü içlerinden biri yukarı tırmanmaya başladığında, diğerleri onu mutlaka aşağı çeker.”

İşte asıl meselemiz burada saklı. Biz birbirimizi yukarı taşıyamazsak, yukarı çıkmaya çalışanı desteklemek yerine aşağı çekersek; başkalarından anlayış ve destek beklemek ne kadar gerçekçi olur?

Belki de önce kendi içimizde dayanışmayı, empatiyi ve ortak mücadele bilincini güçlendirmeliyiz. Çünkü gerçek değişim, içeriden başlar.

Herkese mutlu, umutlu ve dayanışma dolu günler…I M G 20260303 173017