Samsun bir şehir değil, bir duruştur. 19 Mayıs’ın iradesini taşıyan bu topraklar, geçmişiyle güçlü, geleceğiyle kararlıdır.

Samsun sadece bir şehir değildir.

Samsun bir başlangıçtır.

Karadeniz’in hırçın dalgaları kıyıya vururken bu şehir susmaz. Çünkü bu topraklar susmayı bilmez. 19 Mayıs sabahı, Mustafa Kemal Atatürk bu kıyıya ayak bastığında yalnız değildi; arkasında bir milletin umudu, önünde bir milletin kaderi vardı.

Samsun o gün sadece bir liman olmadı.

Bir dirilişin ilk nefesi oldu.

Bugün sahilde yürürken rüzgâr yüzüne çarpar ya…

O rüzgâr sıradan değil. İçinde mücadele var. İnanç var. Vazgeçmemek var.

Onur Anıtı’nın önünde durduğunda anlarsın bunu. O heykel sadece bronz değildir; bir milletin omurgasıdır. Dimdik. Eğilmeden. Bükülmeden.

Samsun denizdir ama sadece mavi değildir.

Samsun topraktır ama sadece bereket değildir.

Samsun insandır.

Karadeniz insanı gibi; sert görünür ama kalbi sıcaktır. Çalışkandır. Gururludur. Lafı dolandırmaz. Emeğin kıymetini bilir. Ekmeğini bölüşür.

Bandırma Vapuru Müzesi’ne her gidiş, geçmişle yüzleşmektir. “Biz buradan ayağa kalktık” demektir. Bu şehir diz çökmedi. Çökmeyecek.

Samsun sabah erken uyanır.

Balıkçı denize açılır.

Esnaf kepenk kaldırır.

Öğrenci hayal kurar.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nin gençleri bu şehre sadece diploma değil, gelecek taşır. Çünkü Samsun geçmişiyle güçlü ama geleceğiyle iddialıdır.

Ve evet…

Bu şehir bazen hırçındır. Rüzgârı serttir. Dalgası yüksektir. Ama şunu bil: Karadeniz dalgalıysa, içinde hayat vardır.

Samsun yorulmaz.

Samsun beklemez.

Samsun ayağa kalkmayı bilir.

Samsun hâlâ nöbettedir.

Karadeniz nasıl dalgasız olmazsa, Samsun da mücadelesiz olmaz.

Biz buradayız.

Dimdik.

Kararlı.

Tavizsiz.

Çünkü Samsun başlangıç yaptı.

Ve Samsun başladığı işi yarım bırakmaz.