Engelsiz Yaşam Koordinasyon Merkezi, engelli bireylerin haklara dağılmadan, tek noktadan erişmesini sağlayan sürdürülebilir bir modeldir.
Engelsiz Yaşam Koordinasyon Merkezi: Hak ve Kolaylığı Buluşturan Bir Model
Engelli bireylerin hayatını kolaylaştırmak çoğu zaman yeni kurumlar kurmakla değil, mevcut yapılar arasındaki kopukluğu gidermekle mümkündür. Sorun çoğu zaman hizmetin yokluğu değil; hizmetler arasındaki koordinasyon eksikliğidir. Hak vardır, fakat erişim dağınıktır. Sistem vardır, fakat takip zayıftır.
Tam da bu noktada “Engelsiz Yaşam Koordinasyon Merkezi” modeli devreye girer.
Bu model, kurumların yerine geçmeyi değil; kurumlar arasında köprü olmayı amaçlar. Engelli bireylerin eğitimden istihdama, sağlıktan sosyal destek mekanizmalarına kadar uzanan süreçlerde yönünü kaybetmeden ilerleyebileceği bir rehberlik yapısı sunar.
Merkezin temel hedefi karmaşayı azaltmaktır. Bir başvuru için farklı kurumlar arasında gidip gelmek zorunda kalmadan; bilgiye, yönlendirmeye ve sürece dair takibe tek noktadan ulaşılabilmelidir. Çünkü zaman kaybı, motivasyon kaybıdır. Bürokratik yorgunluk ise hak kullanımını zayıflatır.
Sağlık ve Rehabilitasyonun Koordinasyonu
Engelli bireylerin genel hizmetlere erişiminde sağlık ve rehabilitasyon kritik bir yere sahiptir. Eğitim planlaması, istihdam süreci ve sosyal destek mekanizmaları çoğu zaman sürdürülebilir bir sağlık takibine dayanır.
Burada amaç yeni bir sağlık kurumu oluşturmak değildir. Amaç, mevcut sağlık hizmetleriyle güçlü ve düzenli bir temas kurabilmektir.
Rehabilitasyon sürecinin devamlılığı, randevu takibinin kolaylaştırılması ve gerekli yönlendirmelerin zamanında yapılması; sistemin yeniden inşası değil, mevcut yapının etkin çalışmasının sağlanmasıdır. Küçük ama etkili dokunuşlar, büyük sonuçlar doğurabilir.
Merkez bünyesinde oluşturulacak koordinasyon anlayışı, sağlık kuruluşlarıyla iş birliği içinde çalışarak sürecin kopmasını önler. Böylece engelli birey ve ailesi karmaşık prosedürler içinde yalnız kalmaz.
Sürdürülebilirlik: Modelin Temel Taşı
Her sistem kurulabilir. Asıl mesele, sistemin sürdürülebilir olmasıdır.
Personel değişse de, yöneticiler değişse de; kayıt ve takip mekanizması işlemeye devam etmelidir. Engelli bireyin yaşamı idari değişikliklere bağlı olmamalıdır. Hak temelli bir yaklaşım, kişilere değil sisteme dayanır.
Bu nedenle “Engelsiz Yaşam Koordinasyon Merkezi” bir proje değil, bir model önerisidir. Geçici değil kalıcıdır. Hak temelli, sade, uygulanabilir ve kurumları zorlamayan bir yapıdır.
Kolaylık sağlamak ayrıcalık sunmak değildir.
Amaç, var olan hakların erişilebilir hale gelmesini sağlamaktır.
Çünkü gerçek eşitlik, imkânı olanın değil; erişebilenin hayatında görünür olur.