Engelli birey ve ailesi için sorun hizmetlerin varlığı değil erişimidir. Engelsiz Yaşam Koordinasyon Merkezi, hak temelli ve bütüncül bir çözüm sunar.
**Engelsiz Yaşam Koordinasyon Merkezi:
Hak Temelli, Kolaylaştırıcı Bir Adım**
Engellilik meselesi çoğu zaman sağlık, rehabilitasyon, eğitim ya da sosyal destek gibi başlıklar altında ele alınır. Oysa engelli birey ve ailesi için hayat bu başlıkların birbirinden kopuk olduğu bir alan değildir. Aksine, hepsi iç içe geçmiş, birlikte işlemek zorunda olan bir yaşam bütünüdür.
Asıl sorun çoğu zaman hizmetlerin var olup olmaması değil, bu hizmetlere ne kadar kolay ve zamanında ulaşılabildiğidir.
Engelli birey için sağlık hizmetine erişim bir lütuf değil, temel bir haktır. Rehabilitasyon sürecinin düzenli ve planlı ilerlemesi bir tercih değil, zorunluluktur. Eğitim, sosyal destek ve kamusal hizmetlere erişim ise eşit vatandaş olmanın doğal sonucudur.
Ancak uygulamada aileler çoğu zaman farklı kurumlar arasında yön bulmaya çalışır. Her başvuru yeni bir süreç, her süreç yeni bir evrak ve yeni bir bekleyiş demektir. Bu tablo yalnızca bürokratik bir sorun değil; aynı zamanda aileler için ciddi bir yorgunluk ve tükenmişlik kaynağıdır.
Tam da bu noktada, makul ve uygulanabilir bir çözüm olarak Engelsiz Yaşam Koordinasyon Merkezi modeli gündeme gelmelidir.
Bu merkez bir hastane değildir. Mevcut kurumların yerine geçen bir yapı da değildir. Aksine, var olan hizmetleri daha erişilebilir, daha düzenli ve daha anlaşılır hâle getiren bir koordinasyon noktasıdır.
Aile ilk başvurusunu tek bir merkezden yapar. İhtiyaçlar bütüncül biçimde değerlendirilir. Sağlık hizmetleriyle bağlantı planlı şekilde kurulur. Rehabilitasyon süreci takip edilir. Eğitim ve sosyal destek imkânları aynı çerçevede anlatılır. Böylece aile her aşamada yeniden başlamak zorunda kalmaz.
Bu sistemde özellikle sağlık ve rehabilitasyonun rolü belirleyicidir. Çünkü erken teşhis, düzenli takip ve doğru rehabilitasyon; engelli bireyin yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Sağlık sürecinin koordineli ilerlemesi, diğer tüm hizmetlerin de etkinliğini artırır.
Engelsiz Yaşam Koordinasyon Merkezi’nin temel amacı büyük ve iddialı bir sistem tartışması başlatmak değildir. Amaç, var olan hizmetleri hak temelli bir anlayışla daha sade, daha erişilebilir ve daha insani hâle getirmektir.
Bu yaklaşım, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlarken, ailelerin üzerindeki görünmeyen yükü de hafifletir. En önemlisi ise engelli bireyin “yardım alan kişi” değil, hak sahibi bir vatandaş olarak sürecin merkezine yerleşmesini güçlendirir.
Engellilik bir istisna değildir; hayatın gerçeğidir.
Hayatın gerçeği ise kolaylaştırıcı bir kamu anlayışı gerektirir.
Belki de bugün yapılması gereken şey, büyük laflar değil; küçük ama kararlı bir adım atmaktır.
Hak temelli ve insan odaklı bir koordinasyon modeliyle başlamak…
Çünkü büyük dönüşümler, çoğu zaman erişimi kolaylaştıran tek bir merkezle başlar.