Engelli bakım merkezlerinde yaşanan ihmal, psikolojik baskı ve görünmeyen şiddet; aile, toplum ve sistemin vicdanını sorgulatıyor.
Sessiz Çığlıklar: Engelli Bakım Merkezlerinde Vicdanın Sınandığı Yerler
Bir kapı kapanır…
Ardında bir engelli kalır.
O kapı bazen güven için kapanır, bazen de unutmak için.
Engelli bakım merkezleri kâğıt üzerinde “koruma”dır. Ama bazı odalarda saatler, bazı yataklarda yıllar geçer. Konuşamayanlar, anlatamayanlar, “canım acıyor” diyemeyenler vardır. Onların dili gözleridir. Ve çoğu zaman o gözler, kimseye ulaşmaz.
Son yıllarda ortaya çıkan vakalar; ihmali, psikolojik baskıyı, görmezden gelinmeyi ve zaman zaman şiddeti gözler önüne seriyor. Ama her ortaya çıkan dosyanın arkasında, asla duyulmayan onlarca hikâye var.
Şiddet Bazen Sessizliktir
Bir engelliyi saatlerce çağırmasına rağmen görmemek…
İhtiyacını geciktirmek…
Korkutarak susturmak…
Sesini yükselttiğinde tehdit etmek…
Şiddet her zaman darbe değildir.
Bazen yok saymaktır.
Bazen bir bakışı esirgemektir.
Bazen de “nasıl olsa anlatamaz” rahatlığıdır.
Emanet Edilen Hayatlar
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, engelli bireylerin aile yanında yaşamasını desteklemek için evde bakım desteği sunuyor. Devlet diyor ki:
“Evinde bak, yanındayım.”
Ama bazı evlerde bu çağrı karşılıksız kalıyor.
Elbette çaresizlik yaşayan, tükenen, desteğe muhtaç aileler var. Onlar bu yazının konusu değil.
Bu yazı, engellisini yük gören, sevgiyi sorumluluktan ayıranlara dair.
Bir insan, kendi canından bir parçayı bir merkezin kapısına bırakıp gittiğinde, o kapı yalnızca demirle değil; vicdanla kapanır.
Denetim Yetmez, Merhamet Gerek
Denetimler yapılır, raporlar tutulur. Ama merhamet rapora yazılmaz.
Habersiz denetimler olmazsa, gerçek görülmez.
Personel eğitilmezse, yük öfkeye dönüşür.
İnsan odaklı bir sistem kurulmazsa, bakım rutine, rutin ihmale dönüşür.
Engelli birey bir “dosya” değildir.
Bir “yatak numarası” hiç değildir.
O, bir hayattır.
Toplum Olarak Neredeyiz?
Bir engelli istismar edildiğinde sadece bir kurum değil, toplum da sorumludur.
Komşu susuyorsa,
aile görmezden geliyorsa,
sistem “istisna” diyorsa…
O şiddet büyür.
Son Söz
Engelliler korunacak nesneler değil, onuruyla yaşayacak bireylerdir.
Bakım merkezleri son çare olmalı; ilk vazgeçilen yer değil.
Ve unutulmamalı:
Bir engelliye yapılan her haksızlık,
insanlığın vicdan defterine kırmızı kalemle yazılır.