Kadınlar tarih boyunca hayatın en ağır yükünü taşıdı. Görünmeyen emekleri, sabırları ve mücadeleleriyle dünyayı ayakta tuttular.
Kadın: Dünyayı Omuzlarında Taşıyan Sessiz Devrim
Dünya tarihine bakın.
Kralların, komutanların, zaferlerin hikâyeleri yazılmıştır.
Ama kimse şu soruyu sormaz:
O savaşlar sürerken evlerde kim kaldı?
Aç çocukları kim doyurdu?
Yıkılmış hayatları kim topladı?
Yoklukta ev kuran kimdi?
Cevap hep aynıydı.
Kadın.
Kadınlar tarih boyunca sadece çocuk doğurmadı.
Toplum doğurdu.
Hayat doğurdu.
Umut doğurdu.
Ama çoğu zaman karşılığında sadece sessizlik aldı.
Bir kadının hayatı çoğu zaman görünmeyen bir mücadeledir.
Sabah herkes uyanmadan kalkar.
Ev toparlanır.
Çocuk hazırlanır.
Hayat düzenlenir.
Kimse bunu kahramanlık saymaz.
Çünkü kadınların yaptığı fedakârlıklar çoğu zaman görev gibi görülür.
Ama gerçek şudur:
Kadınlar bu dünyanın en ağır yükünü taşır.
İş yerinde güçlü olmak zorundadırlar.
Evde fedakâr olmak zorundadırlar.
Sokakta dikkatli olmak zorundadırlar.
Hayatta ise sürekli kendilerini ispatlamak zorundadırlar.
Bir erkek başarılı olursa alkışlanır.
Bir kadın başarılı olursa önce sorgulanır.
Kadınlar sadece çalışmaz.
Kadınlar aynı zamanda sabreder.
Kırılır ama toparlar.
Yorulur ama devam eder.
Ağlar ama kimse görmeden gözyaşını siler.
Ve çoğu zaman bütün bu çabanın karşılığında bekledikleri şey çok küçüktür:
Bir teşekkür.
Bir takdir.
Bir “iyi ki varsın”.
Ama çoğu kadın bunu bile duymadan bir ömür geçirir.
Evinde emeği görünmez olur.
İş yerinde emeği küçümsenir.
Toplumda sesi bastırılır.
Yine de kadınlar hayattan vazgeçmez.
Çünkü kadınlar dünyanın en güçlü varlıklarıdır.
Güçleri bağırmalarından gelmez.
Ayağa kalkmalarından gelir.
Her kırıldıklarında yeniden ayağa kalkmalarından…
Her yıkıldıklarında yeniden kurmalarından…
Kadınlar dünyanın en sessiz devrimidir.
Onlar savaş çıkarmaz.
Ama hayatı ayakta tutar.
Onlar bağırmaz.
Ama değiştirir.
Onlar yıkmaz.
Ama yeniden kurar.
Bugün 8 Mart.
Bir çiçekle geçiştirilecek bir gün değildir.
Bugün bir gerçeği hatırlama günüdür.
Bu dünyanın yarısı kadınlar tarafından taşınıyor.
Ve çoğu zaman o yük kimse tarafından görülmüyor.
Bir kadın sadece anne değildir.
Sadece eş değildir.
Sadece çalışan değildir.
Kadın bir toplumun vicdanıdır.
Eğer bir toplum kadınlarını mutlu edemiyorsa…
O toplum aslında hiçbir zaman gerçekten güçlü değildir.
Çünkü güçlü toplumlar gökdelenleriyle değil,
kadınlarının huzuruyla ölçülür.
Bugün 8 Mart.
Bugün bir kutlama değil.
Bir yüzleşme günüdür.
Ve dünya artık şunu anlamalıdır:
Kadınlar güçlü doğmadı.
Onları güçlü yapan şey…
hayatın onlara yüklediği bütün zorluklara rağmen ayakta kalmalarıdır.
Kadınlar çiçek değildir.
Kadınlar kökleri toprağın en derinine inmiş ağaçlardır.
Ve o kökler olmasa…
Bu dünya çoktan devrilmiş olurdu.