Kelimelere Sığmayan Bir İnsan: Mete KahramanHayatta bazı insanlar vardır; onları tanımlamak için kelimeler yetmez. Ne kadar yazarsanız yazın, hep eksik kaldığını hissedersiniz. İşte sevgili Mete Kahraman da benim için öyle bir insandı.

2012 yılında Türkiye Sakatlar Derneği yönetim kuruluna dahil olduğum günlerde onun adını duymaya başladım. Çok geçmeden tanıştık. Onu tanımış olmaktan her zaman mutluluk, gurur ve onur duydum.

Mete Kahraman, Aks TV ekranlarında her cuma saat 18.00'de yayınlanan "Engelsizsiniz" programıyla yalnızca bir televizyon programı hazırlamıyordu; engelli bireylerin sesini, yaşamını, mücadelesini ve hayallerini milyonlara ulaştırıyordu.

Program başlamadan önce jenerikte yer alan o unutulmaz söz hâlâ kulaklarımda yankılanıyor:

"Acımak sizin, susmak bizim suçumuz."

Bu cümle, aslında Mete Kahraman'ın bütün yaşam felsefesini anlatıyordu.

LÖSEV'Lİ ÇOCUKLARDAN SAMSUN İL JANDARMA KOMUTANLIĞINA ANLAMLI ZİYARET
LÖSEV'Lİ ÇOCUKLARDAN SAMSUN İL JANDARMA KOMUTANLIĞINA ANLAMLI ZİYARET
İçeriği Görüntüle

Her cuma televizyon başında olurduk. Konukların çoğunu yıllardır tanıyorduk. Aynı ortamlarda bulunuyor, birlikte vakit geçiriyorduk. Ama Mete Kahraman öyle sorular sorardı ki... Sanki bir cerrahın hassasiyetiyle insanların ruhuna dokunurdu. Hepimizin gördüğü ama fark edemediği yönleri ortaya çıkarırdı. Arkadaşlarımızı yeniden tanır, onların düşüncelerini, umutlarını ve hayata bakışlarını onun programında keşfederdik.O yalnızca sunucu değildi.

Dinleyen, anlayan, sorgulayan, araştıran ve çözüm arayan gerçek bir gazeteciydi.

Konuklarının dertleriyle dertlenir, sorunlarına çözüm arar, gerektiğinde konunun uzmanlarını programa davet ederek meselelerin her yönünü bizlere göstermeye çalışırdı.

Cesur sorular sorardı.

Kimseyi kırmadan, incitmeden ama doğruları söylemekten de asla vazgeçmeden...

Mete Kahraman'ın entelektüel birikimi karşısında çoğu zaman hayran kalırdım. Bedeni dört duvar arasında olsa da zihni sokaktaydı. Evinden çıkamasa bile toplumun nabzını tutmayı başarırdı.

Program onun yaşamının bir parçası değil, adeta yaşamının kendisiydi.

Bu büyük mücadelesinde en büyük destekçisi ise sevgili annesi, Zarife Hemşireydi. Yayın günlerinde birlikte stüdyoda olurlar, anne-oğul büyük bir özveriyle programa hazırlanırlardı.

Mete, annesini kaybettikten sonra bizlere bir gün şöyle demişti:

"Ben engelli olduğumu annem vefat ettikten sonra fark ettim."

Bu cümle beni derinden sarsmıştı.

Çünkü annesi ona öyle bir sevgiyle bakmıştı ki, sadece iki parmağını oynatabilen bir evladına hiçbir zaman "engel" duygusunu hissettirmemişti.

İşte "Sevgi varsa engel yoktur." sözünün en gerçek karşılığı belki de buydu.

Annesinin vefatından sonra büyük bir acı yaşasa da hiçbir zaman mücadeleden vazgeçmedi. Daha çok çalıştı. Daha çok üretmeye devam etti. Engellilerin yalnız kalmaması için elinden gelen her şeyi yaptı.

Yıllar sonra Samsun'daki yerel televizyonlar kapanınca bu kez biz Mete'siz, Mete de bizsiz kaldı.

Ama gerçek dostluklar kolay vazgeçmez.

Kıymetli büyüğümüz Sinan Sallabaş, Mete Kahraman'ın yeniden yayın yapabilmesi için büyük emek verdi. Samsun'un Nabzı YouTube kanalında yine cuma günleri aynı saatte Engelsizsiniz'i yaşatmaya çalıştı.

Şartlar artık çok daha zordu.

Merdivenleri tekerlekli sandalyesiyle, büyük acılar içinde çıkarken bile yüzünde tek bir düşünce vardı:

"Ben bu yayını yapmak zorundayım."

Acısını hiç belli etmezdi.

Çünkü onun derdi kendisi değil, toplumdu.

Daha sonra yayın yaptığı yer de kapanınca yeniden sessizliğe gömüldü.

Fakat yine üretmeye devam etti.

Bu kez sevgili annesi Zarife Hemşireye ithafen yazdığı kitabıyla...

Bizler de zaman zaman evinde ziyaretine giderdik. Sohbetleri doyumsuzdu. Yanından ayrılmak istemezdik. Fakat bakımının ne kadar zor olduğunu da biliyorduk. İki parmağı dışında bedenini hareket ettiremeyen Mete'nin yanında büyük bir özveriyle duran refakatçisinin emeğini de hiçbir zaman unutamam.

Bugün Engelsiz Medya İletişim Derneği olarak yapmaya çalıştığımız birçok şeyin ilham kaynaklarından biri de Mete Kahraman'dır.

Çünkü o bize şunu öğretti:

Engelliler adına konuşmak değil...

Engellilerin kendi seslerini doğrudan topluma ulaştırmak gerekir.

İşte Engelsiz Medya'nın çıkış noktası da budur.

Mete Kahraman'ın vefatından sonra, son program konukları olan Sinan Sallabaş ve Yiğit Tüysüz ile birlikte onun anısına ilk yayını gerçekleştirdik.

Yönetmen Sinan Sallabaş...

Sunucu Yiğit Tüysüz...

Konuk ise ben, Engelsiz Medya İletişim Derneği adına Recep Çağlayan Güner...

O gün çok duygulandım.

Yiğit henüz çok gençti. Mete'nin bıraktığı boşluğu doldurmak kolay değildi. Ben de ne söyleyeceğimi bilemiyordum.

Tek bildiğim bir şey vardı:

Engelsizsiniz devam etmeliydi.

Mete Kahraman beni defalarca programına davet etmişti.

"Birlikte program yapalım." demişti.

Nedense bir türlü nasip olmadı.

Bugün bunun hüznünü ve pişmanlığını yüreğimde taşıyorum.

Çok geç tanıdım...

Çok erken kaybettim...

Ama biliyorum ki insanlar yaptıkları iyiliklerle yaşamaya devam ederler.

Mete Kahraman artık aramızda olmayabilir.

Fakat düşünceleri, mücadelesi, yetiştirdiği insanlar ve açtığı yol yaşamaya devam ediyor.

Bizler de Engelsiz Medya İletişim Derneği olarak, onun emanet bıraktığı bu anlayışı yaşatmaya, engellilerin sesini duyurmaya ve "Engelsizsiniz" ruhunu yaşatmaya devam edeceğiz.

Çünkü bazı insanlar ölmez.

Onlar, dokundukları hayatlarda yaşamaya devam ederler.

Sevgili Mete Kahraman...

Seni anlatmaya kelimeler yetmiyor.

Özlemin her geçen gün biraz daha büyüyor.

Ruhun şad olsun.

Engelsizsiniz yaşayacak... Engelsiz Medya yaşayacak... Senin mücadelen yaşamaya devam edecek.

Recep Çağlayan Güner

Engelsiz Medya İletişim Derneği Başkanı