YENİ KALDIRIMLAR, ESKİ ZİHNİYETLER: SAMSUN 56’LARDA BİR "ERİŞİLEBİLİRLİK" TRAJEDİSİ

Bir kaldırım unutulur iki üç beş unutulmaz.

Şehirlerimizi kimin için inşa ediyoruz? Her gün önünden geçtiğimiz, "Modernleşiyoruz, yenileniyoruz" diye övünerek kurdele kestiğimiz o caddeler, sokaklar toplumun her kesimini kucaklayabiliyor mu? Yoksa bazı vatandaşlarımızı kendi şehirlerinde birer hapis hayatına mı mahkum ediyor?

Bu soruların can yakıcı cevabını geçtiğimiz günlerde Samsun’un en işlek, en dinamik noktalarından biri olan 56’lar bölgesinde bir kez daha aldık.

Samsun Büyükşehir Belediyesi bölgede hummalı bir kaldırım yenileme çalışması yürüttü. Çevre esnafı ve vatandaşlar "Sonunda modern, engelsiz bir çevreye kavuşuyoruz" diye sevinirken, tekerlekli sandalye kullanan bir engelli bireyin objektifine yansıyan o acı kare, makyajın altındaki büyük plansızlığı, empati yoksunluğunu ve mühendislik faciasını ortaya koydu.

"Yaptık Demek İçin Yapmak"

Bahsi geçen yer, 56'lar semtindeki "Şerif Baba Sokak Lezzetleri" adlı işletmenin hemen önündeki köşe. Fotoğrafa dikkatli bakın; görme engelli vatandaşlarımız için kılavuz taşları (hissedilebilir yüzey) büyük bir titizlikle yerleştirilmiş. Buraya kadar her şey kitaba uygun görünüyor. Ancak kılavuz taşlarını takip edip kaldırımın bitiş noktasına geldiğinizde ne bir rampa var ne de yolla sıfırlanmış bir geçiş. Karşınızda tekerlekli sandalyeli bir bireyin tek başına aşması imkansız olan, adeta taştan bir barikat yükseliyor!

Soruyorum size; görme engelli bir bireyi kaldırımın sonuna kadar güvenle getirip, orada tekerlekli sandalyelinin bile inemeyeceği bir uçurumla baş başa bırakmak hangi şehircilik anlayışına sığar? Bir engelli vatandaşımızın, "Burası yeni yapıldı, nihayet uyumlu oldu" diye sevinerek çıktığı o kaldırımdan, inemediği için hayal kırıklığı içinde geri dönmek zorunda kalması hangi vicdana sığar?

Bu hata basit bir gözden kaçırma olamaz. Bu, engelli erişilebilirliğini bir hak olarak değil, sadece "yönetmelik dolsun, yukarıdan fırça yemeyelim" diye göstermelik bir detay olarak gören köhne zihniyetin bir ürünüdür.

Kanun Açık, Uygulama Kusurlu

5378 sayılı Engelliler Kanunu çok açık bir şekilde kamusal alanların, kaldırımların ve yolların engellilerin erişilebilirliğine uygun olarak yapılmasını emreder. Bu bir lütuf, bir sadaka ya da bir belediye kıyağı değildir; anayasal bir haktır.

Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili fen işleri ve denetim birimlerine sormak gerekiyor:

  • Bu kaldırımları projelendiren mühendisler hayatında hiç tekerlekli sandalyeye oturup o sokakta gitmeyi denedi mi?

  • Yüklenici firmanın yaptığı bu eksik, hatalı işi teslim alırken hangi kriterlere göre "onay" verdiniz?

  • "Engelsiz Kent Samsun" vizyonu, sadece kağıt üstündeki sloganlardan mı ibarettir?

Bu Mağduriyeti Düzeltmek İçin Harekete Geçin

Yeni yapılan bir yerde engelli bireyi yine mağduriyetle, yine engellerle baş başa bırakmaya hakkınız yok. Buradan Samsun Büyükşehir Belediyesi yetkililerine açık bir çağrıda bulunuyoruz: 56'lar başta olmak üzere, yeni yapılan tüm kaldırımlardaki bu rampa facialarını, sıfırlanmayan kaldırım kenarlarını derhal inceleyin ve ivedilikle düzeltin.

Şehirler, kaldırımların yüksekliğiyle değil, engelli bir bireyin o kaldırımlarda ne kadar özgürce yürüyebildiğiyle medeni olur. Samsun'u gerçekten medeni bir şehir yapmak istiyorsanız; göstermelik taşları bırakın, zihniyetinizdeki engelleri kaldırın!