Engelliler İçin İş Sahibi Olmak: Bir Maaştan Fazlası
Engelliler için iş sahibi olmak sadece gelir elde etmek değildir. Bu mesele maaş bordrosundan daha büyüktür. Bu, bağımsızlık meselesidir. Bu, kendi hayatının kararlarını kendin verebilme gücüdür.
Çünkü gerçek şu: Engelli bireylerin ihtiyaçları daha fazladır. Herkes ayakkabı eskitirken, engelli birey tekerlekli sandalye eskitir. Herkesin ulaşımı sıradan bir masrafken, engelli birey için bu bir planlama ve bütçe meselesidir. Hayat zaten pahalıdır; engelli olmak maliyeti artırır.
Bu yüzden iş sahibi olmak, engelliler için ekonomik özgürlüğün kapısını açar. Kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek, kimseye mahcup olmadan yaşamak, başkasına bağlı kalmadan karar verebilmek büyük bir güçtür. Maddi bağımsızlık, psikolojik bağımsızlığı da beraberinde getirir.
İş sahibi olan engelli birey, istediği eğitimi alabilir. Gerekli ekipmanı temin edebilir. Sosyal hayata daha aktif katılabilir. Toplum içinde görünür olur. “Yapamaz” denilen yerde “yapıyorum” diyebilir.
Benim için üniversiteye gelmek kolay olmadı. Hâlâ bazı zihinlerde “Engelli okur mu?”, “Nasıl yapacaksın?” gibi cümleler dolaşıyor. Küçük gibi görünen ama insanı yoran cümleler. Üniversitede bulunmamın sadece kendi eğitimim için değil, benden sonra gelecek engelli bireyler için de bir anlamı olduğunu düşünüyorum.
Okulda bazı fiziksel engellerin kaldırılması için mücadele ettim. İktisat Fakültesi’nde engelli rampası yoktu; dilekçelerle süreç takip edildi ve çözüldü. Ziraat Fakültesi ile kütüphane arasında rampa yoktu; çözüldü. Kütüphane girişinde rampa yoktu; çözüldü. Engelli lavabolarına dikkat çekildi. Yaşam Merkezi girişindeki su kanalı kapatıldı.
Bunlar küçük detaylar gibi görünür. Oysa bir engelli için bu detaylar, hayatın akışını belirler. İşim olmasaydı burada bulunamazdım. Kendimi ifade edecek gücü ve özgüveni bulamazdım. Maddi olarak ayakta durmak, sosyal olarak da mücadele edebilmemi sağladı.
Elbette iş sahibi olmanın dezavantajları vardır. Eğer iş kendi bireysel işiniz değilse, zaman bağlılığı en büyük sorunlardan biridir. Çalışma saatleri ve sorumluluklar kişiyi sınırlar. Ancak bu sınırlılık, bağımlı olmaktan daha hafiftir.
Sonuç olarak engelliler için iş sahibi olmak sadece ekonomik bir kazanım değildir. Bu, görünürlük kazanmak, saygınlık kazanmak ve topluma aktif katılmak demektir. İş, engelli birey için sadece bir meslek değil; bir duruş, bir var olma biçimidir.
Çünkü mesele sadece çalışmak değildir.
Mesele, “Ben buradayım ve katkı sunuyorum” diyebilmektir.