KINIYORUZ...
Evet, bu bir hak gaspıdır.
Ama gerçek şu ki; en küçük hak gasplarını görmeden, duymadan bu mücadele verilemez.
Engelli harçlığı — adına “maaş” diyorlar — zaten yetersiz.
Evde bakım yardımı keza öyle.
Tekerlekli sandalye, akülü araç gibi en temel ihtiyaçlar bile “kullanabilir” raporuna bağlanmış durumda.
Devlet hastanesinden alacağın rapora göre ya kullanırsın ya kullanamazsın.
Oysa paran varsa gider alır, binersin.
Kimse sana rapor sormaz.
Ortezler, protezler, medikal malzemeler…
Hepsi ayrı bir mücadele konusu.
Telekomünikasyon indirimleri düşürüldü; yüzde 50’den yüzde 25’e.
Şehirler arası ulaşım ise firmaların keyfine bırakılmış durumda.
Daha sayamadığımız onlarca hak kaybı var.
Ama ne gariptir ki, küçük kayıplar en çok yoksul engelliyi vururken, bu kadar büyük ses çıkmıyor.
Oysa hak aramak en alttan başlar.
Engelli emeklilik yasasında yapılan değişiklikler…
25-30 yıllık engelli ehliyetlerinin iptal edilmesi…
30 yıl kendi aracını kullanan insanlara “artık araç süremezsin” denilmesi…
Bunlar görmezden gelinerek bugünlere gelindi.
Evde bakım düzenlemeleri, medikal destekler…
Mücadele en temel haklardan başlamalıydı.
Devletin verdiği hakkı geri almasını açıkça kınıyorum.
Ancak araç meselesinde getirilen bu “kısa durdurma”nın böyle kalacağını da düşünmüyorum.
Çünkü bu ülkede gerçek şu:
Sistem güçlüyü seçer,
seçtiğini de korur.
Peki ya yoksul engelli?
O kimin umurunda?
Merak etmeyin…
Sahadan uzak vitrin dernekleri bu işi de "çözer".