Sınır koymazsan, insanlar genişler!

Bir apartmanda küçük ihlaller büyüdü, düzen bozuldu. Tek bir kayıp, herkese sınırın önemini hatırlattı.

Bir Okuyucudan | Sınır Meselesi

İnsanlar sınırları, uyarıyla değil… kayıpla öğrenir.

Benim adım önemli değil.

Ama şunu söyleyebilirim:

Yıllarca bir apartmanda çalıştım. Sadece temizlik yapmadım… düzeni korudum.

Bizim orada yazılı olmayan bir kural vardı:

Kapı önleri boş kalır.

Çünkü orası kimsenin değil, herkesindi.

Sonra bir gün yeni birileri taşındı.

Önce bir çift ayakkabı bıraktılar kapının önüne.

Kimse bir şey demedi.

Sonra bir çift daha geldi.

Derken küçük bir raf… sonra daha büyüğü…

Zamanla koridor daraldı.

Geçenler omzunu duvara sürter oldu.

Bir çocuk takılıp sendeledi.

Yaşlı bir kadın yürürken duraksadı.

Ve o koku…

Herkesin fark ettiği ama kimsenin üstüne gitmediği o koku.

Toplantılar yapıldı.

Konuşmalar edildi.

Şikayetler yükseldi.

Ama sonuç?

Hiçbir şey değişmedi.

Çünkü insanlar bazen uyarıyı duymaz.

Ama kaybıasla görmezden gelemez.

Bir sabah erkenden çıktım yukarı.

Koridor boştu.

Eğildim.

Oradaki ayakkabılardan birinin tekini aldım.

Aşağı indim.

Ve çöpe attım.

Akşam kapılar çaldı.

Telaş, öfke, şaşkınlık…

“Kaybolmuş!” dediler.

“Çok değerliydi!” dediler.

Ertesi gün…

Kapı önü boştu.

Koridor yeniden nefes aldı.

İnsanlar konuştu.

Ama bu sefer sonucu değil, birbirlerini sorguladılar.

Kim yaptı?

Neden yaptı?

Ama kimse şu soruyu sormadı:

Bu noktaya nasıl gelindi?

Şimdi sana bırakıyorum cevabı:

Birinin eşyasına dokunmak daha büyük yanlış...

Yoksa Herkesin alanını yavaş yavaş işgal etmek mi?

Çünkü mesele bir ayakkabı değil.

Mesele sınır.

Sınır koymazsan, insanlar genişler.

Sen sustukça, onlar bunu hak zanneder.

Ve bir gün…

İyi biri olmakla, doğru olanı yapmak arasında kalırsın.

O gün karar verirsin:

Ya düzeni korursun

Ya da herkes kendi düzenini kurar.