14 Şubat: Ertelediğimiz “Seni Seviyorum”
Sevgi her gün olsun.
Elbette…
Ama bazı günler vardır;
insanın yakasından tutup
“Bak, buradayım” der.
14 Şubat öyle bir gün.
Takvim yaprağı değildir sadece.
Bir duraktır.
Hayatın hızında kısa bir mola.
İnsan olmanın hatırlatıcısı.
“Biz sevgili değiliz” demeyin.
Evliler özellikle susmasın.
Çünkü sevgili;
aynı evde yaşamak değil,
aynı kalpte dinlenebilmektir.
Sevgili demek,
en sevilen demektir.
Bir adam,
eve giderken cebinden eksilen
tek bir dal kırmızı gül parasıyla
koca bir hayatı onarabilir bazen.
Gül pahalı değildir,
ama anlamı ağırdır hissettirdikleri paha biçilemezdir.
Bir kadın,
her gün yaptığı yemeğin yanına
bir mum koyduğunda
yorgunluğu artmaz.
Tam tersine…
Omzundan bir parça yük düşer.
Çünkü mum;
ışık değildir sadece.
“Gör beni” demektir.
“Fark ediyorum” demektir.
O küçük alev;
karanlıkta kalmış cümleleri yakar,
içimizde susturduklarımızı görünür kılar.
Gece yumuşar.
Kalp gevşer.
Gündüz biraz daha katlanılır olur.
Kiralar hâlâ yakındır.
Faturalar hâlâ masadadır.
Dolap belki bomboştur.
Ayakkabılar eskidir.
Kazaklar pörsüktür.
Mobilyalar yorgundur.
Ama sevildiğini bilen bir insan,
bunların hepsine biraz daha dayanır.
Bir de o kahkahalar vardır ya…
“Sevgili misiniz?” diyen,
küçümseyen,
zehir saçan sesler.
Ne olur bugün onları susturun.
Bugün onların günü değil.
Bugün;
kırmızının,
aşkın,
tutkunun günü.
Bugün;
“İyi ki varsın” deme günüdür.
Seven sevdiğine şunu desin:
“Dünya bana sırtını dönerse,
ben sana yaslanırım.”
“Ahirette bile elini bırakmam.”desin.
Ama sahip olmak için değil.
Kapatmak için değil.
Beraber yürümek için.
Çünkü sevgi;
yük değil, sığınaktır.
Gösteriş değil, cesarettir.
Büyük laflar değil,
küçük ama gerçek dokunuşlardır.
Bir gül.
Bir mum.
Bir cümle.
İmkan dahilinde kırmızı bir hediye paketi.
Bazen bir hayat eder.
O yüzden bugün…
Herkes sevdiğini biraz daha sevsin.
Biraz daha söylesin.
Biraz daha sarılsın.
Hepimizin 14 Şubat Sevgililer Günü kutlu olsun.
Kırmızı aşkına.