Tarihi Değiştiren Cesaret: Türkiye’de Kadınların “İlk”leri
Bu ülkenin tarihi sadece savaşlarla değil, cesur kadınlarla da yazıldı.
Tarih çoğu zaman yüksek sesle anlatılır. Savaşlar, antlaşmalar, siyasi kırılmalar… Oysa bazı değişimler sessizdir ama derindir. Bir kapının ilk kez açılması gibi. Ve o kapıların ardında çoğu zaman bir kadın vardır.
Türkiye’nin toplumsal dönüşüm sürecinde kadınlar, yalnızca sürecin parçası olmadı; sürecin bizzat öncüsü oldu. “İlk” olmak onlar için bir ayrıcalık değil, ağır bir sorumluluktu. Çünkü ilk olan, yalnızca kendisi için değil, arkasından gelen herkes için yol açar.
İlk kadın Adalet Bakanı Aysel Çelikel, hukukun erkek egemen bir alanda şekillendiği bir dönemde adalet kavramını yeniden düşünmeye cesaret etti. İlk kadın Başbakan Tansu Çiller, siyasetin en sert zeminlerinden birinde var olmanın ne demek olduğunu bizzat yaşayarak gösterdi.
Türkan Akyol, Süreyya Ağaoğlu, Safiye Ali, Jale İnan… Her biri kendi alanında “kadın yapamaz” cümlesine atılmış net bir imza oldu.
Bu kadınlar yalnızca mesleklerinin ilkleri değildi; aynı zamanda zihniyet dönüşümünün taşıyıcılarıydı. Doktor olan sadece hastaları iyileştirmedi, kadınların kamusal alandaki varlığını görünür kıldı. Avukat olan yalnızca davalara girmedi, adaletin kadın sesini mahkeme salonlarına taşıdı. Arkeolog olan yalnızca toprağı kazmadı; tarihin tek sesli anlatısını sorguladı.
“İlk” olmanın bir bedeli vardı. Yalnızlık, eleştiri, görmezden gelinme, hatta açık direnç… Ancak bu bedeli ödemeyi göze alan kadınlar sayesinde bugün pek çok kadın, bazı kapılardan “ilk kez” değil, hak ederek geçiyor.
Bu cesaret zinciri yalnızca geçmişte kalmadı. Paralimpik Oyunlara katılan ilk kadın milli tenisçi Büşra Ün, Everest’e tırmanan ilk Türk kadın dağcı Eylem Elif Maviş gibi isimlerle bugün de devam ediyor. Bu da bize şunu gösteriyor: Cesaret bulaşıcıdır ve kuşaktan kuşağa aktarılır.
Bugün hâlâ “kadın yapamaz” diyenler varsa, tarih onlara cevabını çoktan verdi. Üstelik sloganlarla değil; isimlerle, başarılarla ve kalıcı izlerle.
Bu ülkenin tarihi sadece savaşlarla yazılmadı.
Cesur kadınlar da kalemi tuttu.
Ve o kalem hâlâ yazıyor.