ENGELLİLERDE SİVİL TOPLUM VE ÖRGÜTLENME
Türk Dil Kurumu’na göre örgüt; “ortak bir amacı ya da eylemi gerçekleştirmek amacıyla bir araya gelmiş kurumların ya da kişilerin oluşturduğu birliktir.”
Bu tanım bize iki temel unsuru açıkça gösterir: amaç birliği ve eylem birliği.
Bir örgütün gerçek anlamda var olabilmesi için, o yapının içine dâhil olan herkesin:
Amacı bilmesi,
O amaca uygun eylem üretmeyi bilmesi,
Örgütün neden kurulduğu hakkında bilgi ve fikir sahibi olması,
Gerektiğinde yorum yapabilecek bilinç düzeyinde olması gerekir.
Daha da önemlisi, birey yalnızca örgüt tarafından kültürlenmez; kendi birikimi, deneyimi ve değerleriyle örgütü de kültürler. Yani örgüt, tek taraflı bir şekillendirme alanı değil; karşılıklı etkileşim ve gelişim zeminidir.
Peki bizde süreç nasıl işliyor?
Genellikle amaç ve eylem konusunda fikri olan iki kişi bir araya geliyor. Ardından yönetim kurulunu oluşturmak için eş, dost, tanıdık beş kişi daha bulunuyor. Böylece yönetim kurulu tamamlanıyor. Sonra üye toplama süreci başlıyor: mahalle, sokak, cadde…
Ancak burada kritik bir soru ortaya çıkıyor:
Bu insanların kaçı gerçekten örgütün amacını biliyor? Kaçı eylem üretme bilincine sahip?
Sonrasında ise şu serzeniş yükseliyor:
“Bu kadar sivil toplum örgütü var ama neden etkinlik yok?”
Çünkü mesele sayı değil, bilinçtir.
Örgütlenme; insanları bir çatı altında toplamak değildir.
Örgütlenme; ortak bilinç üretmektir.
Örgütlenme; sorumluluk paylaşımıdır.
Örgütlenme; bilgi, emek ve eylem disiplinidir.
Örgütlenme bilinci olmayan 500 kişiyi bir araya getirdiğinizde, 500 kişilik güçlü bir yapı kurmuş olmazsınız. Sadece 500 dağınık bireyi aynı tabelanın altına koymuş olursunuz.
Gerçek örgüt; nicelikle değil, nitelikle büyür.
Gerçek sivil toplum; tabelayla değil, üretimle var olur.