VİCDAN DEĞİL, HAK!
Yaşamın içinde birçok mesele çoğu zaman yanlış bir şekilde “vicdani bir konu” olarak ele alınmaktadır. Oysa bazı konular vardır ki vicdanla açıklanamayacak kadar ciddi, kişisel iyi niyetlere bırakılamayacak kadar temel bir hak meselesidir.
Hak kavramı, bireylerin iyi niyetine veya merhametine bağlı bir durum değildir. Hak; ulusal ve uluslararası hukuk düzenleri tarafından tanımlanmış, güvence altına alınmış ve ihlal edildiğinde yaptırımlarla korunan bir olgudur. Bu nedenle hakların uygulanması, bireylerin keyfi tercihleriyle değil, hukukun bağlayıcılığıyla gerçekleşir.
Bir kişi ya da toplum, bir kanuna uymayı isteyip istemediğine göre değil, o kanunun zorlayıcı gücü nedeniyle uymak zorundadır. Çünkü hukuk düzeni, toplumsal yaşamın adalet ve eşitlik temelinde sürdürülebilmesi için vardır.
Bu durum özellikle engelli bireylerin hakları söz konusu olduğunda çok daha hayati bir anlam kazanır. Engelli bireylerin eğitim, ulaşım, erişilebilirlik, istihdam ve sosyal yaşama katılım gibi temel hakları; birilerinin vicdanına, merhametine ya da iyi niyetine bırakılabilecek konular değildir. Bu haklar Engelliler Kanunu ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış yasal haklardır.
Vicdan ise doğası gereği öznel ve bireysel bir duygudur. Kişiden kişiye değişir, zaman zaman harekete geçer, zaman zaman ise suskun kalabilir. Vicdanın sınırları kişisel değerler ve duygular tarafından belirlenir. Ancak hukuk böyle değildir. Hukuk; objektif kurallara dayanır, toplumun tamamını kapsar ve herkes için bağlayıcıdır.
Bu nedenle engelli bireylerin yaşam koşullarını düzenlemek, onların toplumsal hayata eşit şekilde katılabilmesini sağlamak bir iyilik yapmak ya da vicdani bir yardım değildir. Bu durum, doğrudan doğruya eşit yurttaşlık ilkesinin ve temel insan haklarının gereğidir.
Toplumların gelişmişliği de tam olarak burada ortaya çıkar: Hakların, insanların vicdanına bırakılmadan; kanunlar, politikalar ve uygulamalar aracılığıyla güvence altına alınmasıyla.
Çünkü hak, merhamet beklemez. Hak, teslim edilmesi gereken bir gerçektir.