Gerçek adalet, en sessiz evlerde sınanır.

Sessiz evlerde hayat; bezle, sondayla, ilaçla akıyor. Evde bakım aylığı, bu ağır yaşamı biraz olsun taşıyabilmenin adı.

Bir Gelir Hesabına Sığmayan Hayatlar

Engelli evde bakım aylığı bir lütuf değildir.

Bir sadaka hiç değildir.

Bu ödeme; devletin, bakıma muhtaç engelli bireyin yaşama hakkını,

bu yükü omuzlayan aile bireyinin ise emeğini tanımasının bir yoludur.

Bugün bu aylık; çoğu evde lüks için değil,

bez için,

sonda için,

kateter için,

özel ilaçlar için,

kimi zaman da sadece insan gibi yaşamak için kullanılıyor.

Ama gelin görün ki bu hayati destek;

küçücük, anlamsız ve hayatın gerçekliğinden kopuk gerekçelerle kesilebiliyor.

Evdeki gelir açlıktan ölmenin bir tık üzerindeyse…

Aileden birinin yıllar önce alınmış, çoğu zaman engellinin ihtiyaçları için kullanılan bir aracı varsa…

Kâğıt üstünde var görünen bu detaylar,

hayatın içindeki gerçekleri silen bir kalem gibi kullanılıyor.

Oysa engellilik bir hesap tablosu değildir.

Oysa bakım bir mesai değildir.

24 saatlik bir hayat sorumluluğudur.

Engelli bireyin ihtiyacı şudur:

– Her ay bitmeyen bez

– “Kaç tane kaldı?” diye sayılan sonda

– Acısını yalnızca yaşayanın bildiği kateter

– Nefes alabilmek için solunum ekipmanı

– SGK’nın karşılamadığı, ama yaşamak için mecbur olunan ilaçlar

Ve evet, belki de en çok onurlu bir yaşam.

Bu gerçekler göz ardı edilip

“gelir biraz fazla”,

“arabası var” denildiğinde

kesilen şey sadece bir aylık olmuyor.

Kesilen şey nefes oluyor.

Kesilen şey son umudu oluyor.

Kesilen şey dayanma gücü oluyor.

Bazen de bir insanın şah damarı oluyor.

Bir evde engelli varsa,

o ev zaten standart bir ev değildir.

Gideri fazladır,

yükü ağırdır,

sabrı sınırsızdır.

Bu nedenle değerlendirme;

sadece rakamlara değil,

gerçek ihtiyaçlara bakmalıdır.

Biz diyoruz ki:

Biraz insaf.

Biraz vicdan.

Biraz hayatın içinden bakış.

Bu aylık; engellinin ve bakım verenin elinden alınacak bir “fazlalık” değil,

onlara tutunacak bir denge noktasıdır.

Çünkü gerçek adalet,

en sessiz evlerde sınanır.

O evlerde ay sonuna yetmeyen hasta bezleri vardır.

O evlerde limiti aşmış ek ödemelerle alınan

sondalar, kateterler vardır.

O evlerde sosyal güvenceyle karşılanmayan

ağır ama vazgeçilmez ilaçlar vardır.

O evlerde mesaisi 7/24 süren

anneler, babalar, ablalar vardır.

Ve en önemlisi…

O evlerde,

küçücük maaşlarla hafifletilmeye çalışılan

kocaman kahırlar,

bitmeyen acılar,

geçmeyen sancılar,

sabahlara kadar dökülen gözyaşları,

sessiz ama duyulmayı bekleyen çığlıklar vardır.

Bu ses bir isyan değildir.

Bu ses bir talep.

Bu ses,

“daha adil olalım lütfen” diyen bir çağrıdır.