Erişim Yok, Sahne Var Gürültü Var, Çözüm Yok

Engellilerin ihtiyacı eğlence değil erişim, yemek değil güvencedir. Geçici neşe değil kalıcı haklar istiyoruz. Davullar kısılsın, feryatlar duyulsun.

Davulu Susturmak, Hakka Kulak Vermektir

Bazen bir davul çok gürültü çıkarır.

Ama o gürültü, gerçek ihtiyacın sesini bastırır.

Bazen bir sahne kurulur, ışıklar yanar, müzik yükselir…

Ve tam o anda, asıl mesele karanlıkta kalır.

Engelli bireylerin ve engelli yakınlarının temel ihtiyacı;

eğlence değil, erişimdir.

Yemek değil, güvencedir.

Oyun değil, çözümdür.

Bugün pek çok yerde iyi niyetle düzenlenen etkinlikler görüyoruz.

Yemekler dağıtılıyor, müzikler çalıyor, oyunlar oynanıyor.

Peki sonra ne oluyor?

Aynı sorular yerli yerinde duruyor:

Neden hep aynı birkaç kişi katılıyor?

Neden geniş kitleler bu organizasyonların dışında kalıyor?

Neden sorunlar konuşulmuyor da sahneler kuruluyor?

Neden geçici mutluluklar, kalıcı hakların önüne geçiyor?

Çünkü konuşulması gereken meseleler ağır.

Ve o ağırlık, davul sesiyle bastırılıyor.

Oysa engelli bireyin gerçek gündemi bambaşka.

İptal edilen ehliyetler var.

Bir evin yalnızca tek bir faturasına yetebilen engelli maaşları var.

Hem bir hanenin iaşesine hem de engellinin medikal ihtiyaçlarına yetmeye zorlanan bakım maaşları var;

sonra bir gerekçeyle kesilen, geri ödemesi talep edilen destekler…

Erişim hâlâ büyük bir sorun.

Birçok restoran, kafe ve sosyal alana engelli bireyler hâlâ giremiyor.

Engelliler, insan mozaiğinin temel taşlarıyken;

hâlâ “vebalıymış” gibi bakılan gözlerle karşılaşıyor.

Sağlık giderleri yeterince karşılanmıyor.

Medikal malzemeler ya eksik, ya pahalı, ya da erişilemez.

Sağlık hizmetleri, engellinin ihtiyacını tam olarak görmüyor.

İletişim hâlâ kırık.

Sağlıklı bireylerle sağlıklı bir toplumsal temas kurulamıyor.

Engelli raporu olmasına rağmen,

ikinci bir heyetten “iş göremezlik” raporu isteniyor.

Yetmiyor; tekrar kanıt talep ediliyor.

Yetmiyor; yeniden yorulması bekleniyor.

Ve bunların hiçbiri bir günlüğüne çözülmüyor.

İşte bu yüzden söylüyoruz:

Engelli birey, eğlenceyle avutulacak bir kitle değildir.

Bir gün mutlu edilip ertesi gün kaderiyle baş başa bırakılacak bir figür değildir.

Engelli birey; kamusal hakların öznesidir.

Bir kaşık pilav, bir parça pide, bir hatıra fotoğrafı…

Bunlar kötüdür demiyoruz.

Ama yeterli olmadığını söylüyoruz.

Hak mücadelesi;

sahne ışıklarıyla değil,

politikalarla, planlarla ve sürdürülebilir çözümlerle yürür.

Eğlence bir araç olabilir, ama amaç olamaz.

Yardım bir adım olabilir, ama yolun kendisi olamaz.

Biz kimseyi suçlamıyoruz.

İsim vermiyoruz.

Vurup kaçmıyoruz.

Ama gerçeği söylüyoruz.

Bazen davulu susturmak gerekir.

Çünkü ancak o zaman,

çaresizlikten kısılmış sesler duyulur.

Son sözümüz nettir:

Davulları kısın.

Sizin gürültünüzden,

yükselemeyen feryatları duyamıyoruz.