3 Aralık’ı Hatırlamak Yetmez: Engelliler İçin Özel İhtisas Hastaneleri Bir Zorunluluktur
Her yıl 3 Aralık gelir.
Takvimler Dünya Engelliler Günü’nü gösterir.
Kurumsal hesaplar paylaşım yapar, birkaç iyi niyet cümlesi dolaşıma girer, “farkındalık” kelimesi bolca kullanılır.
Sonra takvim 4 Aralık olur.
Ve engelli bireyler için hayat, tam da kaldığı yerden; aynı zorluklar, aynı engeller, aynı sistem körlüğüyle devam eder.
Şunu açıkça söyleyelim:
Asıl soru “engellileri hatırlıyor muyuz?” değil.
Asıl soru şudur:
Engelli bireyler için gerçekten ne yapıyoruz?
Cevap acı ama net:
Sembolik işler yapıyoruz.
Kılavuz yollar yapıp üstüne elektrik direği dikiyoruz.
Rampalar koyup önüne araç park edilmesine göz yumuyoruz.
Kaldırımları, kavşakları, toplu taşıma alanlarını hâlâ erişilemez biçimde tasarlıyoruz.
Bunlar sosyal medyada dolaşan “ibretlik kareler” değil sadece.
Bunlar bu ülkenin günlük gerçeği.
Ama eşitsizliğin en ağır yaşandığı alanlardan biri başka bir yerde duruyor:
Sağlık hizmetleri.
Türkiye’de milyonlarca engelli birey var.
Onlar “misafir” değil.
Bu ülkenin eşit, onurlu ve vazgeçilmez yurttaşları.
Ne var ki sağlık sistemine gelindiğinde, eşitlik çoğu zaman kâğıt üzerinde kalıyor.
Bir toplumun medeniyet seviyesi, en kırılgan bireylerine sunduğu yaşam kalitesiyle ölçülür.
Engelli bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi ise bu ölçümün en net göstergesidir.
Bugün Türkiye’de;
kalp hastaneleri var,
onkoloji merkezleri var,
çocuk hastaneleri var,
kadın doğum hastaneleri var.
Peki soralım:
Engelliler için özel ihtisas hastaneleri var mı?
Maalesef yok.
Oysa engelli bireylerin sağlık ihtiyaçları tek bir branşla sınırlı değildir.
Çoğu zaman aynı anda;
fizik tedavi,
rehabilitasyon,
nöroloji,
ortopedi,
psikiyatri,
psikoloji,
sosyal hizmet desteği gerekir.
Mevcut sistem ne üretiyor?
Ayrı ayrı randevular,
ayrı ayrı binalar,
ayrı ayrı kuyruklar,
aylar süren bekleyişler.
Randevu almak zor.
Hastaneye ulaşmak zor.
Hastane içinde yön bulmak zor.
Uygun tuvalet bulmak, sedyeye güvenli transfer olmak, mahremiyeti korumak çoğu zaman mümkün değil.
Oysa sağlık hizmeti bir ayrıcalık değil;
temel bir insan hakkıdır.
Buradan açık ve net bir çağrı yapmak gerekiyor:
Büyük şehirlerde ve bölgesel merkezlerde engellilere yönelik özel ihtisas hastaneleri kurulmalıdır.
Ya da mevcut hastaneler bünyesinde, tam donanımlı engelli sağlık kompleksleri oluşturulmalıdır.
Bu merkezlerde;
Tam erişilebilir mimari,
İşaret dili bilen ve iletişim konusunda eğitimli personel,
Engelli bireylerle çalışma konusunda uzmanlaşmış sağlık çalışanları,
Rehabilitasyon, fizik tedavi, psikolojik destek ve sosyal hizmetlerin entegre sunulduğu bir yapı bulunmalıdır.
Bu sadece engelli bireylerin hayatını kolaylaştırmaz.
Sağlık sisteminin verimliliğini de artırır.
Doğru yerde, doğru uzmanlıkla verilen hizmet; zaman kaybını azaltır, maliyeti düşürür.
Ve en önemlisi şunu netleştirir:
Engelli bireyler sadaka istemiyor.
Lütuf istemiyor.
Hak istiyor. Eşitlik istiyor.
Mesele yalnızca hastane kapısından içeri girebilmek değil.
Mesele, insana yakışır bir sağlık sürecine ulaşabilmek.
Bugün engelli bireyler;
uygun muayene ortamı bulamıyor,
uzman hekimlere zamanında ulaşamıyor,
rehabilitasyon hizmetlerinde ciddi boşluklar yaşıyor.
Aileler ise bu ağır yükü tek başına taşımaya çalışıyor.
Bu tablo bize şunu söylüyor:
Parça parça çözümler yetmiyor.
Kurumsal bir modele ihtiyaç var.
Engelliler için özel ihtisas hastaneleri bir lüks değildir.
Bir zorunluluktur.
Bu yapılar sadece tedavi merkezleri değil;
aynı zamanda umut, güven ve insan onuru merkezleri olmalıdır.
Anayasada sosyal devlet yazar.
Ama sosyal devlet, özel günlerde atılan mesajlarla kurulmaz.
Sosyal devlet;
en kırılganı önce gören,
en zor ihtiyaca öncelik veren,
“sonra bakarız” demeyendir.
3 Aralık’ı gerçekten anlamlı kılmak istiyorsak, sembollerden çıkıp somut adımlar atmak zorundayız.
Engelliler için özel ihtisas hastaneleri kurulması;
siyasetin, partilerin, polemiklerin üstünde bir meseledir.
Bu bir insanlık meselesidir.
Bu bir eşit yurttaşlık meselesidir.
3 Aralık’ı bir hatırlatma günü olmaktan çıkarıp,
bir başlangıç gününe dönüştürebiliriz.
Yeter ki gerçekten isteyelim.