Engelli bir kızın günlüğü'nden...
Kendi Hayatından Vazgeçmenin Fedakârlığın Adı: Anne
Sen Hiç Kendin İçin Yaşadın mı Anne?
Sen hiç kendin için yaşadın mı anne?
Sen hiç genç olabildin mi?
Senin hiç hayallerin oldu mu mesela?
Mesela sen hiç tatile gidebildin mi?
Alışveriş hastalığına tutulabildin mi hiç?
Hiç doya doya uyuyabildin mi sen?
Senin hiç yeni moda bir giysi alıp giydiğini de görmedim ben.
Şöyle başlığı afilli, sürgülü dolaplı, parfüm dolu bir makyaj masalı yatak odan da olmadı senin.
“Bu kanepelerden sıkıldım” deyip son model bir oturma grubu istediğini de duymadım hiç.
Bir gün bile başkasında olanı kıskanıp,
“Ben kadın değil miyim?” diye sitem etmedin babama.
Gerçekten sen kaç kere kadın olabildin anne?
Kendini hep erteledin, tüm benliğini bize adadın.
Kimsenin eksikleri olmasın diye yok olanı bile bize hep var ettin sen.
Sahi… Senin hiç heveslerin, hiç isteklerin, hiç hayallerin niye olmadı anne?
Çünkü sana tek rol verildi; hep anne olmak zorunda kaldın değil mi?
Bu adalet çarkı eğri dünyada, tek görevin bana anne olmak oldu senin.
Hep cefakâr, hep fedakâr, hep emektar…
Anne olmadım ama senin ne kadar büyük bir anne olduğunu hep bildim ben.
Beni hiç incitmedin.
Beni hiç üzmedin.
Beni hiç hayal kırıklığına uğratmadın.
Kontrolsüzce dağıttığım her şeyi toplamam için bana hep sen yardım ettin.
En karanlık gecelerimde de,
En güneşli günlerimde de hep yanımda oldun.
Hep güvendin bana, hep inandın.
Hep “iyi ki”m oldun.
Hep “iyi ki benim annem oldun.”
Bu hayatta tarafıma bahşedilen üç şansın ikincisi sensin.
Anneler Günün kutlu olsun benim annem…
Bana adadığın hayatın için,
Çaldığım gençliğin için,
Yok ettiğim hayallerin için,
Engelli doğduğum için özür diliyorum anne…