Recep Çağlıyan Güner, hayatını adalet, hak ve eşitlik mücadelesine adamış, engelli bireylerin sesi olmayı ilke edinmiş bir toplum gönüllüsüdür.
20 yılın üzerinde üyesi olduğu Türkiye Sakatlar Derneği’nde uzun süre yönetim kurulu üyeliği yaparak, engelli bireylerin toplumsal yaşamda daha görünür ve etkin olması için önemli çalışmalar yürütmüştür. Dernek faaliyetlerinde koro etkinliklerinde yer almış, aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerinde aktif görev alarak kültürel ve toplumsal alanda farkındalık yaratmıştır.
Kamu hizmetinde yıllarca emek verdikten sonra memur emeklisi olarak toplumsal mücadelesine farklı alanlarda devam etmiştir. Siyasi alanda da görevler üstlenen Güner, her platformda hak, hukuk ve adaletin savunucusu olmuştur. Basın alanında da aktif olan Güner, Gazeteciler Cemiyeti Engelli Birimi Başkanlığı görevini yürütmekte, medyada engelli bireylerin daha fazla temsil edilmesi için çalışmaktadır.
Toplumsal duyarlılığın güçlenmesi için sivil toplum örgütleri kurarak kalıcı izler bırakmıştır. Kurucusu olduğu ve hâlen başkanlığını yürüttüğü Engelsiz Medya İletişim Derneği, engelli bireylerin medya ve iletişim alanında varlık göstermesi için bir dönüm noktası niteliğindedir. Ayrıca Engelsiz Kültür ve Sanat Derneği’ni de hayata geçirerek, sanatın kapsayıcı gücüyle engelleri aşmayı hedeflemiştir.
Recep Çağlıyan Güner, yaşam yolculuğunu;
“Umutsuz görünen her yolun ardında bir ışık aramak,
çaresizlerin sesi, yol arayanların rehberi olmak,
toplumun en kırılgan kesimine umut taşımak,
çaresizliğe çare, umutsuzluğa umut olmak” ilkesiyle sürdürmektedir.
En büyük hayali; engelli bireylerin önünde duran tüm görünmez ve görünür engellerin kaldırıldığı, kimsenin horlanmadığı, dışlanmadığı, ötekileştirilmediği bir dünyadır. O, eşitliğin sadece bir kelime değil, yaşamın gerçeği olduğu bir geleceği düşler.
Hayalini kurduğu dünya;
adaletin gökyüzü kadar sınırsız,
sevginin deniz kadar engin,
insan onurunun güneş gibi herkesin üzerine doğduğu bir dünyadır.
Recep Çağlıyan Güner’in mücadelesi, yalnızca bugünün değil, yarınların da umududur. Çünkü o bilir ki:
“Her engel aşılabilir, her karanlık aydınlığa dönebilir, yeter ki insan insana ışık olabilsin.”